| |
Benim Gölcük İlçem güzelmi güzel....
|
|
|
| |
Benim Gölcük İlçem güzelmi güzel....
Merhabalar . Bu hafta Gölcük İlçem'le ilgili bir şeyler yazmak geldi içimden her nedense. Belki de uzunca bir süredir çevremde gördüğüm ve sizlere aktarmak istediğim konulara fırsat bulup değinemediğimdendir bu istek. Neyse, biz yine ölümüne tutkumuz olduğunu her fırsatta tekrarladığımız ilçemiz Gölcüğümüze olan sevgimizle başlayalım. Evet, kim ne derse desin ben ilçemi çoook seviyorum. Neden mi? Çünkü benim ilçem eksiği çok olsada her açıdan en güzel. Çünkü benim on kuşak atalarımın yurdu burası,çünkü benim tüm geçmişim burada yatıyor,çünkü ben burada doğdum, burada büyüdüm ve kısmet olursa burada öleceğim. Ve, benim soyumdan oluşan neslin geleceği de bu ilçede yazılacak. Her ne kadar yıpratılmış, denizi katledilmiş, havası kirletilmiş, dostlukları maskelenmiş, pek çok çınarı göçüp gitmişte olsa, benim Gölcük İlçem bir tane. Onu seviyorum.
Tamam , bu sevgime ve tutkuma,bana konulan isim olan hızır ilyaslığıma rağmen yeri geldiğince en katı eleştirileri de yine çekinmeden yapıyorum.. Görmek veya duymak istemediğimiz bazı gerçekleri hatırlatmak yada gündeme getirmek görevimmiş gibi düşünüyor ve İlçeme olan bağlılığım adına dile getirmemeyi ihanet olarak düşünüyorum.. Bu güne kadar ne yazık ki Gölcüklünün hiç bir değerine sahip çıkamadığını da üstüne basa, basa bir kez daha söylüyorum.. Ama kendimde dahil olmak üzere öz eleştirimi yaparak. Ne siyasetine, haksızlıkta yapsam ne sosyalitesine , ne de ekonomisine hayrımız olmadığını haykırmayı bir borç addediyorum.
O nedenle lütfen kimse gözümüze çarpan iyi veya hoş olmayan görüntüleri neden söylüyorsun,her taşın altından neden bu adam çıkar diye sitemde bulunmasın. Maalesef ki kullanabileceğim, tüm olumsuzluklara rağmen beklentisiz fedakarlığım,etkili mücadeleci yapım,üretkenliğim ve azmim, bir o kaldı elimde. Ha , benimle hayatını sosyal çalışmalara adamış can dostlarımın “Necmi kendine haksızlık ediyorsun” dediğini duyar gibi olduğum için belirtmek isterim. Tamam kendimize göre sosyal ve kültürel az, çok bir şeyler yaptık toplum adına , bu ilçede ilklere Ulusal ve uluslar arası düzeyde imzalar attık, Gölcük Sevdalıları kimliği ile gözünüz kulağınız da olmaya çalıştık ama yeterlimi elbette değil Biz Gölcüklüyüz beklentili çıkar arama içinde,yarının planlarını hesaplayan bi tutum içinde olmadık,Gölcüklülük ruhuyla yaptık herşeyi,etnik hiç bir çalışma içinde olmadık, tek hedef Gölcük ve ona karşılıksız gönül vermekti....çabalamak Gölcük için üretmekti yaşamım, ama yetmezdi bunlar Gölcük için, Çoğu kez ben büyüklerimin yanında hep susumayı yeğledim, Daima arka planda kalmayı denedik .Başarı ile hizmet etme sevdamızda hazımsızların Alicengiz oyunlarına karşın sabrettik sustuk, yine geri çekildik..işimize devam ettik . Almadı içimiz. Taşımadı bünyemiz. Eğemedik boynumuzu işte,doğru bildiğimizi yaptık hep, Haklı konularımızda bile ne olacak bizim oğlan deyip üstümüze çıktılar,hep sustuk,çok konuşkan ve geveze olmama rağmen nedendir hep sustuk bir kez daha.hep sustuk .sustuk....Ama hep Gölcüğüm için ona olan sevdam için.Gölcük sevdam içim yinede susar sabrederim yeterki Gölcük mutlu yaşanır örnek yapıya ulaşmasını görsem yine susarım,insanlar Körfezin incisi Kavaklıdaki o güzelim sahilimizde dolsa taşsa, güzellikleri paylaşsa.....umutsuzluğu yaşamasa......Derdim insanların mutlu olması,gülmesi,Bu kentin insanlarıda Gölcük kadar temiz ve sıcak ve suskun.YEMEKLERDE MASALARI DOLDURANLAR ARTIK UYANMALI,daha güzel Gölcük için projeleri A parti B parti ,o,bu,şu demeden art niyet li olmadan vafekarlığını ortaya koymalılar.Ben ve benim çevrem kendi boyutumuzda her insanın mutlak yapabileceği bir iş vardır ilkesiyle Gölcük için çok şey yapmak istedik,yaptık,yapamadık,daha fazlasını yapmamız gerekliydi belki diye düşündük hep, Yine de bu İlçe bizden çok , çok daha fazla şeyler beklerdi ve beklemektede işin doğrusu. Benden de, babamdan da,sosyal yaşamlarımda örnek aldığım,fikirleri ile bugünlere gelmemi sağlayan,,beni hiç yanlız bırakmayan aralarında kaybettiğimiz sevgili baba dostlarımdan da.,arkadaşlarımdanda,kader birliği yaptığım dostlarım,abilerim ve kardeşlerimdende. Gelecekten mi? Bilmem , şöyle bakıyorum da bizde ki o ruhu göremiyorum çocuklarımızda o nedenle ben susayım daha iyi. Bildiğiniz gibi köklü bir yaklaşımız daha var bu İlçede.Bana babamdan kalan en önemli miras onur ve şerefdi.Bu düşünce ile 46 yılımı mücadeleci,heyecan doluluğum,planlı ve disiplinli çalışmalarımı,paylaşımımla,başarma azmim,yardımseverliğimi Doğruluğumla kazandım ve rahmetli babama yakışır bir evlat olduğumu haklı olarak düşünür oldum... Yaşam içinde İnsanlara kıymet verilmez,ama bıraktığınız eserler zaman içinde olmasada ahirette karşına çıkar.Bunun için kırmadan sevgiyle şefkatle on kuşak atalarımızın yurduna Gölcüğümüze sahip çıkmaya devam edelim. Gelin dostlar, günübirlik değil hergün,seçimden seçime değil her gün elele vererek kaynaşarak, eski o nostaljik değerlerimizede dönerek Gölcüğümüze sahip çıkalım. Evet şimdilik bu kadar, işte benim güzel Gölcük lüm.... Mutlu kalın.
Ağustos ayı gelince içim burkuluyor.!!! Ağustos ayına girilince içimiz daralır. Boğazımıza bir yumruk düğümlenir. Bırakın konuşmayı, yutkunmakta bile zorlanırız. 17 Ağustos 1999 sendromu işte.. Oysa ne çok severdik o Ağustos aylarını.. Bizim buraların Gölcüğümün en şen şakrak dönemiydi Ağustos. Değirmendere fındığının “Ben oldum” diyen iç kabuğunun kızardığı, içinin kıtır-kıtır, damağa ayrı bir tat bıraktığı dönemdir Ağustos.. Kirazın bittiği, eriklerin dibe döküldüğü, diğer meyvelerin salkım saçak iştah kabarttığı ay. Serçe yavrularının palazlanıp uçmaya başladığı, Sahilde yeni yetme gençlerin birbirine kur yaptığı, Gelin adayının çeyiz, damadın düğün telaşı.. Geleceğin delikanlılarının sünnet heyecanı, Sonra Eylül’deki okul hazırlığı. Tüm telaşların yaşandığı aydır Ağustos ayı.. Bundan 8 yıl önce ise tüm bu telaşları, sevinçleri, beklentileri yarıda bıraktıran Ağustos’un onyedisi.. Kıyametin yaşandığı ,Ağustos ayı. O büyük gücün çıkardığı kıyamet homurtusu karşısında çaresizliğin, çaresizliğin getirdiği korkunun, Korkunun getirdiği telaşın, Telaşın getirdiği çığlığın.. çığlığın getirdiği hüznün, Ve toz-dumanın ardındaki ölümün sessizliğini hissederim. Beton yığınları arasında, gövdesi kolonun altında kalmış, “Ne olur kurtar beni” diye yalvarırcasına bakan, ilk enkazda ilk gördüğüm bir çift gözü, Sonra on çift, elli çift, yüz çift, bin çift gözü.. Elinden tutup, çekmeye çalışsam da, üzerine yığılmış beton dağlarının altından çekip alamadığım bedenleri.. Gölcük girişindeki enkazda, başını yan çevirmiş, sadece kan fışkıran burnunu sokabildiği delikten, Son gücünü toplayıp seslenen, “İki yavrum yanımda. Biri beş, biri sekiz. Ne olur onları kurtarın” diyen, Ama son nefesini verirken bile “Ana” olduğunu unutmayan o anneyi... Unutmak mümkün mü? * * * Siz o enkaz dağı altındaki küçücük aralıktan yarısı parçalanmış halde “Yardım et” diye uzanan eli tuttunuz mu? çaresizlik içinde.. Son umut olarak.. Sonra, parmakları sizin bileğinize kenetlenmiş, Yüzünü görmediğiniz, sadece iniltisini duyduğunuz o “Can” ın, yavaş yavaş bedeninden uçmaya başladığını, Saniye saniye, sımsıcak elin bir anda “ölüm soğukluğuna” gelip buz gibi kesildiğini hissettiniz mi? Ruhunun o anda bedenden, hatta sizin avucunuzun içinden nasıl kayıp gittiğine tanık oldunuz mu? O enkazların başına gittiğinizde, birçok deprem kurbanının, En son gördükleri insanın siz olduğunuzu bilip sarsıldınız mı? Koydunuz mu kendinizi onların yerine? * * * Kendisi başka şehirde ekmek arayan, depremi duyunca koşup gelmiş, Gelmiş de evinin yerinde enkaz dağı ile karşılaşmış babanın çığlıklarını duydunuz mu? “Nereye gömdünüz canlarımı?” diye feryat figan kimi bulursa yakasına yapıştığını?. Arkadaşının evinde misafir kaldığı için sağ kurtulan Ayşe’nin, evine koştuğunda, Enkaz altından çıkarılmış ve sıra sıra yere yatırılmış anne, baba, kardeşler.. Ailesinin tüm fertlerinin cansız bedenlerinin üstüne kapanıp, Yeniden can vermek istercesine, gök kubbeyi çınlatan, feryat-figan nasıl ağladığına, Kefen bulunamadığı için kefensiz gömülenlere, Adına sadece “Deprem kurbanı” denilip isimsizler mezarlığına gömülen bedenlere Tanık oldunuz mu? Ağustos ayı. İşte biz tüm bunları gördüğümüz ve yaşadığımız için ders ve ibret çıkarıp tüm olumsuzluklara rağmen yaşayıp ders almayan insanların içinden filiz gibi çıktık oluştuk.Acılarımızı dindiren yardım ellerini uzatan Tüm dünya insanlığının yaşadıklarımızı yaşamamaları için borçlarımızı ödeyebilmek için varolduk bugünlere geldik.Bizlere inananlara,destek verip katkı sağlayanlara,GEÇMİŞİNEDEN DERS ÇIKARANLARA ve GELECEĞİMİZ yarınlarımıza afet bilincini yaymak için çabalayan ekip arkadaşlarıma,ailelerimize,eşlerimize,çocuklarımıza iNSANLIK adına yaptıkları onurlu işler ve katkılarından dolayı teşekkür ediyor gesotim Arama Kurtarma ve Gesotim Kadın Eğitim Gönüllülerimiz adına hepinize afetsiz nice yarınlar dileklerimle saygılar sunarım. Arz ederim. Necmi KOCAMAN GESOTİM ARAMA KURTARMA Tim Komutanı
DOĞAL AFETLER ve KORUNMA YOLLARI
DOĞAL AFETLER VE KORUNMA YOLLARI
DEPREMLER EROZYON SEL BASKINLARI HEYELANLAR ÇIĞ YANGINLAR
DEPREMLER
Yeryuvarlağının dışını örten yer kabuğu, çeşitli nedenlerle sarsılır. Zaman zaman yeryüzünde kendini belli eden bu sarsıntılara deprem denir.Depremleri üç gruba ayırabiliriz : Tektonik, volkanik, çöküntü depremleri TÜRKİYE’DEKİ DEPREM BÖLGELERİ Kuzey Anadolu deprem kuşağı Ege Bölgesi ve Güney Marmara’daki çöküntü alanlarının kenarlarımda bulunan fay çizgilerini kapsayan alan Antakya-Amik-Maraş oluğu Güneydoğu Toros yayının dış sınırı
Yurdumuz Akdeniz Deprem Kuşağı üzerinde yer alır.
Bu nedenle zaman zaman önemli sarsıntılara mağruz kalır. ALINMASI GEREKEN TEDBİRLER Deprem bölgelerinde binalar sert topraklar ve kayalar üzerine oturtulmalıdır. Binalar betonarme veya ahşaptan yapılmalıdır. Binalar iki kattan fazla olmamalıdır. Sarsıntılar esnasında kirişlerin altına girilmelidir.
EROZYON
Erozyon, toprağın tarım yapılan üst tabakasının su veya rüzgarın etkisiyle aşınıp, taşınmasıdır. Şiddetli yağışlar ve kuvvetli rüzgarlar, arazi eğiminin fazla, toprak örtüsünün zayıf olması erozyona neden olur. EROZYONU ÖNLEMEK İÇİN YAPILAN PROJELER Mera ıslah projeleri, Havza ıslah projeleri, Ağaç tarımı, Koru projeleri, Trakya topraklarını kurtarma kampanyası
SEL BASKINLARI
Sel baskını, suyun yatağından taşarak çevredeki geniş düzlük ve çukur alanlara yayılmasıdır.Bunun yanında taban suyunun yükselmesine bağlı olarak da gerçekleşebilir. YOL AÇTIĞI ZARARLAR İnsan kaybı Hayvan kaybı Toprak kaybı Tarımsal hasar İşsizlik Ulaşım-haberleşme aksaması ÖNLEME ÇALIŞMALARI Başta orman olmak üzere mevcut bitki örtüsü iyi korunmalı Çıplak yerler ağaçlandırılmalı Yatak içinde hız kesici setler ve göletler yapılmalı
HEYELAN Heyelan: Toprak örtüsü veya ana kayanın bir parçasının bulunduğu yerden koparak yamaç üzerinde harekete geçip daha aşağıda bir yerde birikmesidir. MEYDANA GELİŞİNDE ETKİLİ OLAN FAKTÖRLER A)Jeolojik ve jeomorfolojik faktörler Yerçekimi Ana kaya özellikleri Eğim Bakı Deprem
B) Beşeri faktörler Yol ve bina yapımı için yamaç hafriyatı Taş ve maden ocağı açma Kanal ve tünel inşaatı için yamaç hafriyatı KORUNMA YOLLARI Yamacın doğal eğiminin bozulmaması, Yamacın mevcut bitki örtüsünün iyi korunması, çıplak yamaçların ağaçlandırılması, Eğimli arazilere destek duvarları yapılması
ÇIĞ Çığ, dağın çok yüksek bir yerinden kopup yuvarlanan, yuvarlandıkça da büyüyen kar kütlesidir.Yurdumuzun özellikle D.Anadolu Bölgesi’nde görülen ve önemli zararlar veren bir afettir. ÇIĞIN OLUŞUMUNU ETKİLEYEN FAKTÖRLER A)Meteorolojik Faktörler Yağış Yağmur Sıcaklık Rüzgar Topoğrafik faktörler Depremler Eğim Bakı Yükseklik Yamaç uzunluğu Bitki örtüsü KORUNMA YOLLARI Çok dik yamaçlara dayanma duvarları yapılmalı Kazıklar çakılmalı Yamaçlara ağaçlar dikerek çığ tehlikesi önlenmeli
YANGINLAR Yangın ; bir ormanın, bir evin veya daha başka bir ortamın tutuşarak yanması demektir.Ülkemizde özellikle yaz aylarında orman yangınları görülmektedir. ALINMASI GEREKEN TEDBİRLER İnsanlara ağaç ve orman sevgisi aşılanmalı, ormanın yurt ekonomisine ve çevreye olan yararları konusunda bilinçlendirilerek eğitmeli Gerekli emniyet ve alarm sistemi kurulmalı
Orman içi yollar, haberleşme yeterli düzeye getirilmeli Yanan yerler hemen korumaya alınarak ağaçlandırılmalı DEĞERLENDİRME SORULARI 1)Doğal afetler nelerdir? Kısaca açıklayınız. 2)Doğal afetlerin milletimiz üzerindeki maddi ve manevi etkileri nelerdir? 4)Millet olarak bizi en çok etkileyen afet nedir? |
|
|
| |
|
|
|
|